Bir psikologla görüşmeyi düşünürken akla gelen ilk pratik sorulardan biri budur: görüşme sonunda elime bir reçete verilecek mi? Kısa cevabı baştan verelim, sonra bunun neden böyle olduğuna ve sizin için ne anlama geldiğine bakalım.
Kısa cevap: Hayır. Türkiye'de psikolog da, klinik psikolog da, doktora yapmış bir psikolog da reçete düzenleyemez. Reçete yazma yetkisi hekimlere aittir. Ruhsal belirtiler söz konusu olduğunda bu hekim çoğunlukla psikiyatristtir. Psikolog ilaç dışındaki yolla, yani konuşma temelli psikoterapiyle çalışır.
Neden yazamaz? Yetkinin yasal çerçevesi
Türkiye'de sağlık mesleklerinin sınırlarını çizen temel düzenleme, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'dur. Bu kanuna göre hastalık tanısı koymak, tedaviyi düzenlemek, ilaç başlamak ve reçete düzenlemek tabip yetkisindedir. Aynı kanunun ek maddeleriyle tanımlanan sağlık meslek mensupları çerçevesinde psikoloğun görev alanı; psikolojik değerlendirme yapmak, psikolojik test uygulamak ve psikoterapi yürütmek olarak çizilmiştir. İlaç tedavisi bu tanımın dışındadır.
Yani bu bir tercih ya da kurum politikası meselesi değil, mesleğin yasal sınırıdır. Size ilaç yazan bir psikologla karşılaşırsanız, bu yetki sınırının aşılması anlamına gelir.
Klinik psikolog ilaç yazabilir mi?
Bu soru ayrıca sorulduğu için ayrıca yanıtlamak gerekir: hayır. Klinik psikoloji yüksek lisansı ya da doktorası, psikoterapi yetkinliğini derinleştiren bir eğitimdir; hekimlik yetkisi vermez. Unvan ne kadar ileri giderse gitsin (psikolog, uzman psikolog, klinik psikolog, doktoralı psikolog) reçete yetkisi değişmez.
Unvanlar arasındaki farkı ve hangi durumda kime başvurmanın daha doğru olduğunu ayrıntılı olarak Psikolog mu Psikiyatrist mi? yazısında ele aldık.
Psikolog ilaç konusunda ne yapabilir?
Yazamaması, ilaç konusunun terapi odasının tamamen dışında kaldığı anlamına gelmez. Bir psikoloğun yapabilecekleri şunlardır:
- Yönlendirme: Belirtilerin şiddeti, işlevsellik kaybı ya da risk düzeyi hekim değerlendirmesi gerektiriyorsa sizi psikiyatriste yönlendirir.
- İşbirliği: Sizin onayınızla, tedaviyi yürüten hekimle iletişim kurabilir; psikoterapi süreci ile ilaç tedavisi birbirini destekleyecek şekilde planlanabilir.
- Süreci izlemek: Terapide konuştuğunuz şeyler arasında uyku, iştah, enerji, yan etki gibi başlıklar da yer alır. Psikolog bunları fark eder ve hekiminize iletmeniz gereken noktaları netleştirmenize yardımcı olur.
- İlaca dair kaygılarla çalışmak: "Bağımlılık yapar mı", "kişiliğim değişir mi", "ömür boyu mu kullanacağım" gibi sorular çok yaygındır. Bunların yanıtını hekiminiz verir; ancak bu soruların altındaki kaygıyı ve utancı terapide çalışmak mümkündür.
Psikolog ilacımı kesmemi ya da dozunu değiştirmemi söyleyebilir mi?
Hayır. Bu, reçete yazmaktan daha az değil daha çok risk taşıyan bir alandır. Bazı psikiyatri ilaçlarının aniden bırakılması bırakma belirtilerine ve tablonun yeniden alevlenmesine yol açabilir. Bir psikoloğun ilaç konusunda kurabileceği tek cümle şudur: bu konuyu hekiminizle konuşalım.
Aynı şey ters yönde de geçerlidir: "senin ilaca ihtiyacın var, git yazdır" demek de bir tanı ve tedavi önerisidir. Psikolog, hekim değerlendirmesinin gerekli olabileceğini söyleyip yönlendirir; hangi ilacın gerektiğini söylemez.
İlacı kim başlatır, kim değiştirir?
- Başlatan ve dozu belirleyen: Hekim, ruhsal tablolarda çoğunlukla psikiyatrist.
- Yan etkileri değerlendiren: Yine hekim. Yan etki nedeniyle ilacı kendi başınıza bırakmak yerine hekiminize bildirmeniz önemlidir.
- Azaltma ve sonlandırma kararını veren: Hekim. Bu genellikle kademeli bir plan gerektirir.
- Psikoterapi sürecini yürüten: Klinik psikolog ya da bu alanda eğitim almış psikiyatrist.
Dünyada durum aynı mı?
Tamamen değil. Amerika Birleşik Devletleri'nde birkaç eyalet, ek olarak klinik psikofarmakoloji eğitimi alan ve ayrı bir sınavdan geçen psikologlara sınırlı reçete yetkisi tanımıştır. Bu, kuralın kendisi değil istisnasıdır ve ayrı bir eğitim ile ayrı bir ruhsat gerektirir. Türkiye'de böyle bir düzenleme bulunmamaktadır; burada reçete yetkisi hekimdedir.
Terapi mi ilaç mı? Çoğu zaman yanlış soru
Bu ikisi birbirinin alternatifi gibi kurgulandığında insanlar gereksiz yere seçim yapmaya çalışır. Oysa hafif ve orta şiddetteki pek çok tabloda psikoterapi tek başına yeterli olabilirken, şiddetli tablolarda yaygın yaklaşım ikisinin birlikte yürütülmesidir. Hangi yolun uygun olduğu; belirtilerin şiddetine, ne kadar süredir devam ettiğine, işlevselliğinizi ne ölçüde etkilediğine ve daha önceki deneyimlerinize göre değişir.
Belirtilerinizin hangi tabloya yakın durduğunu anlamak için depresyon ve anksiyete yazılarına göz atabilirsiniz.
Ne zaman önce psikiyatriste gitmeli?
- Kendinize ya da bir başkasına zarar verme düşünceleri varsa
- Günlük işlevsellik ciddi biçimde bozulduysa: işe gidememe, yataktan kalkamama, kendine bakımın durması
- Uyku, iştah ya da kiloda belirgin ve hızlı değişim varsa
- Gerçeklikle bağın zayıfladığı yaşantılar varsa
- Alkol veya madde kullanımı kontrolden çıktıysa
- Belirtilerin bedensel bir hastalıkla ya da kullandığınız bir ilaçla ilişkili olabileceğinden şüpheleniliyorsa
Acil risk durumunda, yani kendine veya bir başkasına zarar verme düşüncesi ya da girişimi söz konusu olduğunda vakit kaybetmeden 112'yi arayın ya da en yakın acil servise başvurun.
Özetle
Psikolog ilaç yazamaz, dozunu değiştiremez, kesmenizi söyleyemez. Yapabildiği şey, çoğu kişinin aslında aradığı şeydir: belirtilerin nereden geldiğini anlamak, tekrarlayan örüntüleri fark etmek ve bunlarla çalışmak. İlaç gerektiğinde ise bunu hekimle birlikte yürüyen bir süreç haline getirmek.
Nereden başlayacağınızdan emin değilseniz iletişim sayfası üzerinden yazabilir, bireysel psikoterapi sürecinin nasıl işlediğine göz atabilirsiniz. Süreç ve maliyet hakkındaki sorular için psikolog seans ücreti yazısı da yol gösterici olabilir.
Kaynaklar
- 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun, mevzuat.gov.tr
- Türk Psikologlar Derneği Etik Yönetmeliği, yetki sınırları ve yönlendirme yükümlülüğü
- National Institute for Health and Care Excellence (NICE), CG113 Generalised anxiety disorder and panic disorder in adults




